
1977 yılında Antalya Müzesi Müdürlüğü Uzmanları tarafından belirtilen yerlerde yapılan araştırmalarda Kipert’in tanımladığı yerde antik yerleşimlere rastlanmış ve Kipert’in belirttiği Idyros Kentinin burası olduğu düşüncesine varılmıştır. Kentin günümüze ulaşan bu kalıntıları Özkaymak Otelin arka cephesinden itibaren kıyı boyunca görmek mümkündür. Bunlardan Bizans dönemine ait olduğu sanılan bir Kilise (M.S. 4 - 7 yy.) ve bu Kiliseye bağlı mekanlar M.S.3 yy.a ait tarihlenen bazilika, erken Roma döneminden gözetleme kulesi, işlevi tam olarak saptanmayan yapılar ve dere üzerindeki köprü en dikkat çekici olanlarındandır.
Stephaenues Byzantinius’un Hekataius’dan aktardığı bilgilere göre; hem bir bölge hemde bir kent adı olarak geçen “IDYROS” ilk çağların deniz trafiğinde önemli bir işleve sahipti. Mısır ve yakın doğudan Likya’nın batısına giden yelkenli gemiler Nil Nehri ağzından aldıkları rüzgarla Idyros Limanına kadar ulaşmaktaydılar. Ayrıca Plinius’un “Illyris” diye tanımladığı yer büyük olasılıkla gemici dilinde “Idyros” olabilir.
Kilise: Bazilikal tip planında olan Kilise orta apsesli bir orta nef, narteks, eksonarteks, güneyinde bir şapel, kuzeyinde kaptisteryum ve çevresindeki diğer yapılarla kompleks bir yapı özelliği göstermektedir. Tabanı iri taneli geometrik motifli mozaik ile kaplanmıştır.Burada organik olarak yaklaşık bir metre ile otuz santim derinliğine konan iskeletlerin üzeri dairesel eğimli süslemesiz kaplama kiremitleri ile örtülmüştür.
Gözetleme Yeri : Limanın kuzeyinde bulunan yüksek tepenin güney ucunda etrafı poligonal örme tekniğinde duvarlarla çevrili, güney yönünde iki kule ile bir giriş, kuzey-doğu yönünde de bir kule bulunmaktadır. Kulelere içten girilebilmektedir. Duvar kalınlığıda yaklaşık iki metredir. Gözetleme için daha geniş olan yapı savunma amaçlıda düşünülmüş olabilir.

